Tekil Mesaj gösterimi
  #26 (permalink)  
Alt 05-07-2009, 20:07
alchemy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
alchemy alchemy isimli Üye şimdilik offline konumundadır
-
 
Üyelik Tarihi: 16-04-2008
Nerden: Hiçbir Yer
Mesajlar: 1,315
İyi ya, "kurumsal yetkilerle donatılan ebeveynin yediği haltlara" güzel birer örnek senin bu dediklerinin hepsi...

Bunu hem toplum hem de kurumun kendi dinamikleri dayatıyor.

Ne kadar "o şekilde bir anne" olmasam da, tıpkı senin dediğin gibi, bir yerde "nihayetinde bir anne" olmak zorunda kalırım çocuğum için. Çünkü o, çizilen sınırlarda rahat eder. Ama bir şartı var tabi: çizdiğim sınır onun gelişimine izin verecek kadar gevşek, dağılmasını önleyecek kadar da sıkı olmalı... Tabi bunu yazması çok kolay, buyrun gelin uygulayın sıkıyorsa...

Evet, çok zor ebeveyn olmak. Hatta ebeveyn olmayan kişilerin bazı konularda eksik kalmış olma ihtimalini de hep getirir bana.

Ama toplumsal roller? Yook... Kusura bakma(yın) o konuda hiç hemfikir değilim.

Bunun "kolaycılığı" karşısında, o dediğiniz bir şeyler bence o kadar da zor falan değil... Özellikle de erkekler açısından. Çünkü, kusura bakmayın ama, dünyada her sabah traş olmak, 18 ay askerlik yapmaktan daha daha zor şeyler de var. Ayrıca bu geleneksel baskıları onlar üzerinde yeniden yeniden üretecek kadını baş tacı eden ve bağımsız kadından korkup ona ilk o "orospu" damgasını basan da YİNE o erkekler. Bu konuda sana katılmam genel itibarı ile imkansız.

Konuyu toparlayacak olursam: aile çocuk gelişimini gerçek anlamda 1. sıraya almadığı sürece faşizan ve baskıcı bir kurumdur, ve binlerce yıllık pratik bana bunu söyler. Bunu ben yırttım evet...

Boşanarak yırttım ama ben arkadaşım, boşanarak Evliliği, yani klişe aileyi oluşturdum, yaşadım, yaşattım ve de baktım ki olmuyor ve de olamayacak, Yıktım. Şimdi "başka" bir aile versiyonu deniyorum... Bakalım bu ne olacak? Bilmiyorum ,

10 yıla kalmaz semeresi kendini belli eder... Göreceğim.


Tökezlemişliğim 2. basamaktan geliyor
Alıntı ile Cevapla