Tekil Mesaj gösterimi
  #24 (permalink)  
Alt 05-07-2009, 16:19
alchemy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
alchemy alchemy isimli Üye şimdilik offline konumundadır
-
 
Üyelik Tarihi: 16-04-2008
Nerden: Hiçbir Yer
Mesajlar: 1,315
Alıntı:
AlbatrosS´isimli arızadan alıntı Mesajı göster
Kızınla/oğlunla kendi arandaki aile olgusunun da boktanlığına inanıyor musun? Her birey bir değildir, her birey kendi süreçlerini, kendi yaratır. Mevzu bahis olan ''çocuk'' olduğu için mutlaka bir eğitim/öğrenme süreci yaşanacaktır. Çocuk sahibi olup kendi başına yaşamak isteye de bilirsin; ancak çocuğunla sen iki kişilik de olsa bir ailesiniz. Yahut tamamen yalnızlığı da seçebilirsin. Fark tamamen senin seçimlerindir. Kurumsallaşmış aile olgusu bir realitedir, ama bundan ibaret midir? Aile dediğimiz illa ''anne-baba-çocuk'' biraradılığında mı düşünülmelidir? Ne kadar ''birey'' olursan, okadar bağımsız olursun, sen ''birey'' olup kendi ayakların üzerinde durmayı başardıkça bağımlılıkların da azalır. Gerisi baba figürüyle arandaki sosyal-kültürel ilişkiyi bağlar. Bir olguyu sadece tek biçimiyle düşündüğünüz için itiraz ettim ve hayır... Aile bu kavramsallaştırmanızdan ibaret değildir, bir sürü çeşidi vardır; hatta tamamen yalnız yaşamak da isteyebilirsin. İlla ''evleneceksin uleynn, evinin kadını olacaksın'' diyen mi var Çocuk doğurmak da istemeye de bilirsin, bana ne Ama doğurmak istiyorsan bakacaksın, eğitecek/öğreteceksin. Babalı yahut babasız; o vakit sen de bir ''otorite'' olacaksın, olmak zorundasın. Üzgünüm, insan yavrusu en geç ve zahmetli büyüyen türlerden biri
Bu açıklama için teşekkür ederim, ne demek istediğin şimdi daha netleşti sanıyorum. Aileyi ille ki anne baba çocuk çekirdekliğinden çıkartıp... Kızımla olan salt ilişkimde aile olmanın yerini düşünmem gerekirse, herşeyden evvel bir anne rolüne işaret etmem gerekir. Bu sadece onun fiziksel ya da ruhsal bakım ve desteğini değil, hem benim onun annesi olma durumumu (mülkiyet) hem de etrafın (mahalle/toplum) annelik olgusu üzerindeki yargılarının benim davranışım üzerinde kurduğu baskıyı da beraberinde getirir. Bir insanın dünyaya getirdiği çocuğun kendisinden bağımsız olduğunu anlayabilmesi/idrak edebilmesi, bunu kabul edebilmesi ve buna saygı gösterebilmesi pek o kadar yabana atılacak bir bilinç durumu değildir diye düşünüyorum. Özellikle geleneksel bir toplumda olunduğu göz önüne alınırsa. İşi sadece kişi bilincine indirgeyecek olursak, o zaman mesela polis de yeterince bilinçli olursa, toplumda bireyi korumak üzere var olduğunu düşünmelidir, mesela devlet başkanı da, herkesin başkanı olduğunu düşünmelidir. Ancak böyle olmuyor. Çünkü içinde bulundukları düzenekler, onlara otomatik olarak o sistemin iyi ve güzel ve yararlı olabilecek yanlarını getirip dayamıyor. Hatta insanın karanlık ve sığ yönünü rahatlıkla idame ettirebilecekleri bir durumla onları donatıyor. Aile de bu açıdan buna benziyor. Kızım gece 9a dek evin bahçesinde kalmak istiyorsa, burasının sadece bize ait bir yer ve bu nedenle de güvenli olduğunu var sayalım, ben onun gece 9a dek orada kalmasını istemiyorsam, o basit olarak orada kalamayacaktır. Ben istemediğim sürece hiç şansı yok (şimdilik). O nedenle, ben de ailenin ve aile bağlarının, yani o sevgi ve bağlılık duygusunun güzel bir şey olduğunu ve bir nevroz pratik alanı olmadığı sürece kişinin ruhsal gelişim ve idamesine katkıda bulunduğu konusunda hemfikirim. Ancak bunun tersi olduğunda, aile güce ve mülkiyete vurgu yapan dinamiklere ve yazısız yasalara sahip olabildiğinden dolayı, aile bireyleri ve onların içinde şekillendiği toplum ne kadar boktan ise, aile de en az o kadar boktan olma potansiyeline bu yapı gereği sahiptir diye düşünüyorum. Bu arada ebeveyn, polis ya da başbakan olmak isteyen kişilerin genel anlamı ile NEDEN ebeveyn, polis ya da başbakan olmak istedikleri konusuna hiç girmedim. Bunlar, genele vurulduğunda acaba doğacak ya da mevcut bireye hizmet için mi bu sıfatları almak isterler? Yoksa bu sıfatların getireceği belli bir mülkiyet ve iktidarın bu vaadleri üzerine mi bunu isterler. Bu olanakları onlara veren şeyin adı oluşummuş, düzenekmiş, sistemmiş, kurummuş, benim için çok da farketmiyor açıkçası.

Not: gerisi için; kabak tadı vermemek üzere hiç uzatmıyorum, sadece ateş olmayan yer ve duman meselesi deyip geçeyim.


Tökezlemişliğim 2. basamaktan geliyor
Alıntı ile Cevapla