Tekil Mesaj gösterimi
  #23 (permalink)  
Alt 05-07-2009, 01:58
AlbatrosS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
AlbatrosS AlbatrosS isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Raporlu Arıza
 
Üyelik Tarihi: 19-01-2009
Nerden: İzmir
Yaş: 30
Mesajlar: 1,734
Alıntı:
Kafam güzel değil şu anda. Jargonların hepsi onları çok sevenlerin olsun Önce ille de bir kitabına uydurmak gerekli çünkü. Söylediklerimin arkasında duruyorum. Çünkü öbeklenmek, belli ritüellerin ardına düşmek her yerde var. Hatta en gıcığı entel tayfasındakidir, tabi bana göre. Hiç de öyle tarafsız falan değildir ayrıca iddia olunduğu gibi ve hatta tam tersidir.
Konu kadın ve mahremiyetse kimse tarafsız olamaz kolay kolay. Düşünsene, sen bile!.. Kendi kızını düşün...(çocuğun olduğunu söylemiştin, kızındı sanırım, yani öyle kalmış aklımda ) Kendim de tarafım, çünkü erkeğim, çünkü daima ve elbette bir ''ben''im var. Erkekler tanırım, pekçok konuda özeleştirimi rahatlıkla yaparım;ama körü körüne değil, kendimi aşağılamam. Kadını yüceltecek olan ''ben'' değilim; yine kadındır, ben sadece ''bireysel'' hakları savunurum, ötesi kadınlara kalmış. Ben yine ''ben''i yaşarım, varsın maço desinler
Alıntı:
O yazımı gıcık bulduğum entellere yazdım. Arasında sayıyorsan kendini, o sana kalmış.
Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla; ama sana demedim ama Alchemy, Kumru kızımızın sorduğu ''kurum'' olgusunu ortaya atan bendim, üstüme alınmam doğaldı
Alıntı:
Aileye kurum demekle dememek arasındaki o "çok önemli olduğu anlaşılan/veyahut da öyle anlaşılan" farkı ben de bilmek isterdim bu arada.
Aile olgusundan neden ''tek eşli, sadık, pek bir terbiyeli, kutsal ve dogmalarla örülü'' süreçleri anlıyoruz? Bunların dışında ''aile'' olamaz mı? Sen kendi çocuğunla bir aile değil misin? Swinger yapan, özgür seks yaşayan, ve çocuğu olan bir çift düşün... Bu aile değil midir?
Alıntı:
Acaba bu fark ailenin boktanlığı ve bir de boktan şekilde de uygula(n)maları üzerinde nasıl bir değişikik yaratırdı. Neyse. Merak işte sadece benimki.
Kızınla/oğlunla kendi arandaki aile olgusunun da boktanlığına inanıyor musun? Her birey bir değildir, her birey kendi süreçlerini, kendi yaratır. Mevzu bahis olan ''çocuk'' olduğu için mutlaka bir eğitim/öğrenme süreci yaşanacaktır. Çocuk sahibi olup kendi başına yaşamak isteye de bilirsin; ancak çocuğunla sen iki kişilik de olsa bir ailesiniz. Yahut tamamen yalnızlığı da seçebilirsin. Fark tamamen senin seçimlerindir. Kurumsallaşmış aile olgusu bir realitedir, ama bundan ibaret midir? Aile dediğimiz illa ''anne-baba-çocuk'' biraradılığında mı düşünülmelidir? Ne kadar ''birey'' olursan, okadar bağımsız olursun, sen ''birey'' olup kendi ayakların üzerinde durmayı başardıkça bağımlılıkların da azalır. Gerisi baba figürüyle arandaki sosyal-kültürel ilişkiyi bağlar. Bir olguyu sadece tek biçimiyle düşündüğünüz için itiraz ettim ve hayır... Aile bu kavramsallaştırmanızdan ibaret değildir, bir sürü çeşidi vardır; hatta tamamen yalnız yaşamak da isteyebilirsin. İlla ''evleneceksin uleynn, evinin kadını olacaksın'' diyen mi var Çocuk doğurmak da istemeye de bilirsin, bana ne Ama doğurmak istiyorsan bakacaksın, eğitecek/öğreteceksin. Babalı yahut babasız; o vakit sen de bir ''otorite'' olacaksın, olmak zorundasın. Üzgünüm, insan yavrusu en geç ve zahmetli büyüyen türlerden biri
Alıntı:

Saldırmak konusunu ise özellikle tekrarlıyorum. Çünkü aşağılayan ve saldırgan bu saçma sapan entellikler taslama durumları = aşağılık kompleksidir bana göre.
Şayet bu konuda saldıran biri varsa(yani bu frumda, bu konuda) bunları söylemeye hakkın var, ama elde yok

Alıntı:
Ha, ayrıca verilen yanıtlara ameliyat titizliğinde yaklaşman ve mm'sine dek savunma yapman da ilgimi çekiyor. Senin bazı şeylere verdiğin önemler kadar başkalarının da önem verdiği başka şeyler var işte, ne yaparsın... Detayda değişik, ama temelde aslında aynıdır bana göre.
Yazılı anlatımda ayrıntılara dikkat ederim, kelimeleri, vurguları seçerim. Herkesin kendine özel tercihleri vardır muhakkak, olmalıdır da. Hiçbir yaşam tarzını tabulaştıran, kurallaştıran biri değilim; ben severim-sevmem o bana kalmış, ama yaşayanla da uğraşmam. Herkes kendi ''ben''inin kendi doğrularının tutarlı ve inatlı bir şekilde arkasında durabilse inan bir sorun kalmaz...


Mey kasemi kırdın yere vurdun Tanrım
Zevkimden edip sanki ne buldun Tanrım
Gül renkli şarabım yere döktün tekmil
Zannım budur ki sen de sarhoş oldun Tanrım...

Hayyam...

Konu AlbatrosS tarafından (05-07-2009 Saat 02:02 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla