|
ASITLI SABAHLAR
orada gunes dogarken
ben kullerimden doguyor olacagim.
sonra ilk nefesimi cigerlerime cekip,
dunyanin butun guzelliklerini
ve olen butun cocuklarin masum ellerini
icime doldurmus olacagim.
suruye katilip, hic bilmedigim yerlerde,
ucuncu milenyumun herhangi bir yilinda
araniza katilip muhabbet meclislerinizde
nefsimi satiliga cikaracagim: alin beni!
alin beni sonsuz endiselerinize,
korkulariniza,
susmayan vicdanlarinizin
derin acilarina.
alin ki nefsim tatmin olsun,
istanbul deyin adina,
yada byzantium,
hangi payitaht diye sorma curetini gosterdiysem bu,
kustahligimdan degil,
cahilligimden.
gonullerinizin payitahtinda bilirim,
bos yer yoktur.
bilirim, gece duaya duracak olsaniz
kana susamis cakallar birakmaz pesinizi,
yatirlardan evliyalar peydah olur
en masum duslerinize.
sonra bir sabah ezani okunur uzak bir semtten,
butun hasmetiyle davetin,
eyup sultana cagirir sefih ruhunuzu.
mutmain nefsini yataga firlatmak kolaydir,
saba makamindaki bir sabah ezanindan sonra.
haydi!
simdi hepiniz gunah cikarmaya davetlisiniz,
sefih beyoglunun
en katolik kiliselerinde.
I am dying, Egypt, dying:
Give me some wine, and let me speak a little...
|