benim de şimdiye kadar izleyemediğim tek filmi bekleme odası. daha ilginci evde dvd beni bekliyor ama ben uygun bir zamanı bekliyorum
Sn Dostoyevski, bir kaç yerden okuduğum ve dinlediğim kadarıyla filmi romana benzetememenizle ilgili birşeyler söylemek isterim. zaten yönetmenin kesinlikle böyle bir kaygısı yok. yani ben bir film yapacağım ve bu suç ve ceza gibi olacak diye. sadece yönetmenin aşırı etkilenmesi ve bunu kendi duygularıyla filme taşıma var. kendi adıma bekleme odası'nı izlemediğim için doğrudan bir yorum yapmam mümkün değil. fakat yazgı'yı izlediğimde tarz olarak Demirkubuz'un kitaptan etkilenimini nasıl yansıttığını çözmem zor olmadı. Bunun yanı sıra evet, yönetmen filmlerine fazla para harcamıyor

Şunu da itiraf etmeliyim, anket sorusunu yönelten ben olmama rağmen hala tam bir cevabım yok. dönem olarak masumiyet kesinlikle bir dönüm noktasıydı bence, dolayısıyla kader de ayrı bir tamamlayıcı unsur. üçüncü sayfayı şaşkınlıkla izlemiştim ve çok beğenmiştim. özellikle en başta ruhi sarı'nın dayak yeme sahnesindeki parti göndermeleri (duvardaki amblem

) gibi küçük ayrıntılar süperdi. itiraf ve yazgı'da ise resmen sarsıldım. hepsini değerlendirdiğimde sanıyorum yazgı burun farkıyla öne geçiyor. ama belli olmaz, her an fikrimi değiştirebilirim
